Muhayyel Muhatabın İzini Sürmek: Künhü’l-Ahbâr’ı Kuyûdât Bağlamında Değerlendirmek, Fatma Sakınmaz (08.10.2025)

FSMVÜ Yazma Eserler Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından düzenlenen “Kitap Kültürü Konuşmaları” kapsamında gerçekleştirilen program, Zahit Atçıl moderatörlüğünde 8 Ekim 2025 tarihinde Ayasofya Yerleşkesi, Ayasofya Medresesi Molla Hüsrev Salonu’nda yapılmıştır. Programda Fatma Sakınmaz, Muhayyel Muhatabın İzini Sürmek: Künhü’l-Ahbâr’ı Kuyûdât Bağlamında Değerlendirmek başlıklı sunumunu gerçekleştirmiştir.

Sunumda, Gelibolulu Mustafa Âlî’nin Künhü’l-Ahbâr adlı eseri, klasik müellif-merkezli yaklaşımların ötesine geçilerek “okur-metin ilişkisi” ve “kitap kültürü” perspektifinden ele alınmıştır. Bu çerçevede, yazma eserlerde yer alan ve kuyûdât olarak adlandırılan istinsah, temellük, vakıf kayıtları, fihristler ve okuyucu notları gibi metin dışı unsurların, eserin tarihsel serüvenini anlamada temel bir kaynak olduğu vurgulanmıştır.

Konuşmada, müellifin zihninde kurguladığı “muhayyel muhatap” ile eseri fiilen okuyan ve çoğaltan “gerçek muhataplar” arasında bir ilişki kurulmuştur. Mustafa Âlî’nin eserinin hem seçkinler hem de bürokratik çevre tarafından okunmasını hedeflediği buna karşılık nüshalar üzerindeki notların, okurların metne eleştirel ve duygusal tepkiler geliştirdiğini gösterdiği ifade edilmiştir.

Sunumda ayrıca, Künhü’l-Ahbâr’ın dolaşımının büyük ölçüde bürokratik çevreler aracılığıyla gerçekleştiği belirtilmiş; temellük kayıtları üzerinden eserin reisülküttâblardan kâtiplere ve vezirlere kadar geniş bir kesim tarafından okunduğu ortaya konulmuştur. Eserin özellikle XVII. yüzyılın sonları ile XVIII. yüzyılda bürokrasi içinde yüksek bir popülerliğe ulaştığı ifade edilmiştir.

Konuşmanın ilerleyen bölümlerinde, her bir yazma nüshanın müstensihler ve okurlar tarafından yeniden düzenlenen “özgün” bir nesne olduğu vurgulanmıştır. Fihristlerin yeniden tertip edilmesi, metnin bölümlendirilmesi ve görsel düzenlemeler gibi müdahaleler aracılığıyla eserin farklı bağlamlarda yeniden üretildiği; özellikle Osmanlı tarihini içeren bölümlerin daha yoğun ilgi gördüğü belirtilmiştir.

Sonuç olarak bu çalışma, Künhü’l-Ahbâr’ı sabit bir tarih metni olarak değil, okurların katkılarıyla sürekli yeniden şekillenen dinamik bir kültürel nesne olarak değerlendirmektedir.

Metin: Dilek Uysal